FİLİSTİNE YARDIM ZAMANI!
11/1/2009 · Kategori: Haberler
FİLİSTİNE YARDIM ZAMANI
SANAL DESTEK için
http://www.lanetediyoruz.com
MADDİ DESTEK İÇİN
http://acilen.ihh.org.tr
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
NİKE Yİ BOYKOTA DAVET EDİYORUZ
11/11/2008 · Kategori: Haberler
NİKE Yİ BOYKOTA DAVET EDİYORUZ
YAHUDİ MALI OLAN NİKE'NİN ALÇAK REKLAMI
NİKE FİRMASI ALLAH LAFZINI NASILDA REKLAM YAPARAK ALLAH C.C . İSMİYLE DALGA GEÇİYOR EY MÜMİN SEN RABBİNE ALAY EDEN BU AZILI KAFİRLERİ BOYKOT EDECEKMİSİN? ALLAHIN LANETİ YAHUDİLERİ DAİMA KUŞATSIN İNŞAALLAH...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
COCA COLANIN SON OYUNU
26/5/2008 · Kategori: Haberler

Coca Colanın Son Oyunu
TURKUAZ
Yaz geldi Marketlerde Turkuaz sular görünmeye başladı.
Konu eski ama güncellini hala koruyor arkadaşlar.
Henüz bilmeyenler lütfen bloglarında yazsın halkımızın bilinçlenmesi adına herkes öğrensin.
dına herkez ögrensin.
”Dün gece eve dönerken su almak üzere markete uğradım.”
Görevliye şöyle sordum :
1,5 lt su var mi?
Ama Turkuaz dışında bir su olsun lütfen dedim
” Turkuaz çıktığından beri bu şekilde su alıyordum artık.
Para verip kötü su içmeye hiç niyetim yok…
Marketteki adamın dediklerini aynen aktarıyorum:
Abi ben o sudan satmıyorum.
İnan ki gelen müşteriden onda dokuzu senin söylediğin şeyi söylüyor.
Kimse Turkaz almak istemiyor.”
Peki neden halen başka marketler satıyorlar diye sordum.
Abi Turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyorlar.
Satarsan kâra geçiyorsun, satmazsan öylece duruyor.
Ama ben satmıyorum, çünkü
Alan yok”.
Uzun söze gerek yok;
hic kimse almazsa, hic kimseye satamazlar…
Lütfen okuyun, okutun!
Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.
Türkiye’de bazı
Şişeli içme suları dogal kaynak suyu degil işlenmiş su.
Eğer Doğal kaynak suyu şişeleyip satmak isterseniz bu kazancınız için Devlete vergi ödemeniz gerekiyor, artı bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek.
Dolayısıyla, COCA COLA şirketi ne yaptı?
Uludağ’dan kaynak suyu araştırmalarında maliyetleri yüksek bulduğu için
BURSA/KESTEL deki C.Cola fabrikasında, derin kuyu pompalarıyla ovanın suyunu
çekerek bunuda filtre ederek hem Coca Cola meşrubatını hem de TURKUAZ’i şişelemeye başladı.
TURKUAZ’in etiketinin
üst ve altındaki Kahverengi şeritlere dikkat edin…
SOFRA ICECEGI yazar…
Binlerce dönümlük tarım arazisinin bulunduğu ve Coca Cola hariç hiç bir isletmeye Derin Kuyu Pompası çakma IZNI VERILMEYEN Kestel ovasında, yeraltından çekilen su, filtre edilip daha sonra içine bazı mineraller katıldıktan sonra Türkiye’nin en ücra kasabalarında
bile satılıyor ve lıkır lıkır içiliyor.
Bazı yazlık kasaba ve köylerde neredeyse TURKUAZ harici içme suyu bulamazsınız. Çünkü dağıtım ağı çok güçlü…
Bayilere baskı bile olduğu yolunda duyumlar aldım.
Turkuaz içmeye devam edecekseniz, unutmayın…
Yapay kuyu suyu içiyorsunuz.
Duyarlı bir vatandaş olarak konuya dikkatinizi çekerim.
Her tarafı doğal
kaynak sularıyla dolu memleketimizde, millete kuyu suyunu zorla ve de üstüne
para alarak içiriyorlar.
İçmeyin arkadaşlar! Bu iletiyi de dostlarınızla paylaşın lütfen.
Y.Doç. Dr. Cemalettin CAMCI
Fırat Üniversitesi Genel Cerrahi A.B.D
Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!
HOCALI KATLİAMI (UNUTMAYALIM UNUTTURMAYALIM!)
24/2/2008 · Kategori: Haberler

HATIRLAMAYAN YÜZLERE VE UNUTMUS BEYiNLERE HATIRLATMA HOCALI KATLiAMI
Annelerin, babaların gözleri önünde yakılan, parçalanarak kızartılıp anne-babasına zorla yedirtilen o masum çocukları bizler hiç unuturmuyuz!
Gazla dolu boruların içinde feryatlarla can veren çocukları ve o anda semayı kaplayan, kalpleri parçalayan çığlıkları ve katı yürekleri bile ağlatan inilti seslerini hiç unutur muyuz?

Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı Kasabası' na, eski Sovyet İttifakı Silahlı Kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu ölen 613 Azerbaycan Türk'lerini unuttukmu !..
Katliamın 1992 yılının 25 şubatını 26'sına bağladığı gecede, Ermeni silahlı kuvvetlerinin, eski Sovyet İttifakı Silahlı Kuvvetleri'ne ait 366. Alay'ın desteği ile, Hocalı Kasabası'na baskın düzenlediler...
Saldırılar sırasında 613 kişi hayatını kaybetti, bunların 106'sının kadın, 83'ünün çocuklardan oluşuyordu...
Ayrıca, 56 kişi de işkenceyle öldürüldü...

VAHŞETİN GERÇEK YÜZÜ ERMENİLER...
İki tane vahşi, elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu.
Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.
Onlardan duymuşlardı.
Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu.
Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu.
Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...
Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı.
Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)
Akçik...
(Kız)
Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.
Kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.
Tunşahetsar,ınger...
(Sen kazandın,yoldaş)
Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek? )
Mayrigı bedge gişdatsine.
(Annesi besleyecek elbette)
Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:
-Mayrig yerahayin zizdur.
(Çocuğa meme ver).

Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı.
İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, toparayışına girmişlerdi.
Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:
-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
(Bu hem saçsız hem de küçük,iyi yuvarlanır. Kopartın...)
Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...
Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.
Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı.

Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.
Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir.
Ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.
Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu.
Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.
26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus MotorizeAlayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.
26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.
Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler.
Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.
Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, sağ olarak elegeçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.
Hızar ve testereler ile diridiri insanların kol ve bacaklarını kestiler.
Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.
Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.
Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

Peki neydi bu düşmanlık? Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.
Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttıfaki Silahlı Kuvvetleri'ne ait 366. Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı.
Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.
56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.
Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.
Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!
Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar.

Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:
'Pek çok savaş hikâyesi dinledim.
Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz'
Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kimvermişti;
Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi.
Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.
Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,
'Hocalı Katliamı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.
Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.
Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıpta bu masum insanlara iskence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı.
YAZIKLAR OLSUN HEPİMİZ ERMENİYİZ DİYE BASBAS BAĞIRAN MÜSLÜMANA YAZIKLAR OLSUN...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ŞOK İDDİALAR
23/2/2008 · Kategori: Haberler

Vakit Gazetesi Tümgeneral” rütbesinden emekli olan Doğu Silahçıoğlu için neler söyledi? Acaba Vakit'e göre Silahçıoğlu kim?
Cumhuriyet’teki köşesinde önceki gün “Türklerin aslında İslâm’ı gönüllü olarak kabul etmediklerini” ileri süren Silahçıoğlu, Ümmetçilik adına Türk kimliğinin yok edilmek istendiğini savundu.. “Hakk”, “iman”, “ezan”, “cennet” gibi ifadeler geçiyor diye İstiklal Marşı’na dil uzattı. Kamuoyu, emekli paşa Doğu Silahçıoğlu ismine yabancı değil. Silahçıoğlu geçmişte, “Türklerin asıl dini İslâm değil, Şamanizm’dir” diyerek, İslâm’a, milliyetçilerin muhafazakarlığına neden düşman olduğunu ortaya koymuştu.
KİM BU ADAM?
Silahçıoğlu, ilk olarak 28 Şubat döneminde İstanbul Zırhlı Tugay Komutanı olarak görev yaparken, Refah Partili belediye başkanının görev yaptığı Sultanbeyli ilçesi meydanına Atatürk heykeli dikmesi ve belediye başkanıyla tartışmaya girmesi ile adından söz ettirdi.
OSMANLI DÜŞMANI
1997'de İstanbul'daki görevinden sonra gittiği Samsun'da da yaptığı çıkışlarla dikkat çekti. Emekliliğinin ardından kaleme aldığı yazılar ve ortaya attığı görüşlerle yeniden ilgi odağı oldu. Silahçıoğlu, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Atatürk' konulu konferansta söylediği ‘Türkiye Cumhuriyeti tehdit altındadır. Vatan elden gidiyor’ sözleriyle gazetelere haber oldu. Silahçıoğlu, Fatih Sultan Mehmet'in resminin slayt gösterisi ile aksettirildiği bir programda, “Bu adam Türk'e benziyor mu?” sorusuyla da hafızalarda yer etti.
ASKERE:
“SENİ BURAYA ÇIKARTIR, BEN ALLAH'SIZIM DİYE BAĞIRTIRIM”
19, 20 ve 21 Temmuz 2000 tarihlerinde "kışla"da verdiği konferanslarda da, Kur’an ayetlerine, Hz. Peygamber’e, Osmanlı’ya, başörtüsüne ağır ifadelerle saldırdı. Her gün saat 13.00'te başlayıp 3 gün boyunca kesintisiz ‘6 saat’ devam eden ve binlerce askere ‘dinlenmesi zorunlu’ tutulan bu ‘konferans’larda Tümgeneral rütbesindeki Silahçıoğlu, “Herkesin farklı fikirlerini dinleyeceğim” dediği halde, ‘Kur'an ayetleri’ne yönelik ağır sözlere tahammül edemeyen ve ‘karşı söz’ almak isteyen bir askere, “Seni buraya çıkartır, ben Allah'sızım diye bağırtırım!” diye tehditler savurdu.
“TÜRKLERİN ASIL DİNİ, İSLÂM DEĞİL, ŞAMANİZM'DİR!”
Kur'an-ı Kerim'e dil uzatan, Peygamberimiz (sav) hakkında ise “Türk düşmanı” diyebilecek kadar İslâmiyet'e karşı ‘nefret’ yüklü olan Silahçıoğlu, “Osmanlı'ya ecdadımız demeyin!” çağrısında bulundu.
VE ERGENEKON
Emekli Tümgeneral Silahçıoğlu’nun adı Danıştay saldırısı ve Ergenekon çetesine de karıştı. Hürriyet gazetesinin 24 Mayıs 2006 tarihli haberine göre; "Danıştay baskınının kilit ismi olduğu ileri sürülen emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in ilginç ilişkiler yumağı; polise göre, ‘Ergenekon’ yapılanmasında yer alan kişileri işaret ediyor. Polis bu yapılanmadaki isimleri tek tek araştırıyor. Saldırıların ardında olduğu iddia edilen ve çeteyle bağları araştırılan emekli paşanın ise D.S. olduğu öne sürülüyor!..” Hürriyet, aynı haberinde "Ergenekon" yapılanması konusunda, "Gladio'nun Türkiye versiyonu" ifadesini de kullanıyor.
25 Mayıs tarihli Zaman gazetesi ise; “Çetede bir paşa ismi daha" başlığıyla verdiği haberde, şu bilgileri veriyordu: "Danıştay saldırısıyla ilgili ortaya çıkan ilginç ilişkilere her gün yenileri ekleniyor. Emniyet ve MİT'in, saldırıların arkasında emekli bir paşanın bulunduğu bilgisine ulaşmasının ardından Hürriyet gazetesi, bir emekli paşanın ismini daha ortaya attı. ‘Ergenekon yapılanması’ başlıklı haberde, paşanın ismi D.S. kısaltmasıyla verildi. D.S.'nin 28 Şubat'ın önemli isimlerinden emekli Tümgeneral Doğu Silahçıoğlu olduğu iddia ediliyor.”
------
Silahçıoğlu’nun kin kustuğu bazı sözleri:
“En büyük emellerimizden birisi, Türkiye'deki camilerin sayısını azaltmaktır!.. Çünkü camiler, silahlı şeriat kalkışmasının merkezleridir!
Ezan sesi, beni çok rahatsız ediyor!.. Günde 5 vakit ezan sesi duymaktan kafam şişti.
Türklerin asıl dini, İslâm değil, Şamanizm'dir!
İstiklâl Marşı'nın, İstiklâl Savaşı'nın kargaşası içinde Türk Millî Marşı olarak kabul edilmiş olması büyük bir talihsizliktir!
Başörtüsü, eski Sümer'deki tapınak fahişelerinin kıyafetidir!”
Kaynak: vakit
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
SAHTEKAR NURİ'NİN BAŞÖRTÜSÜ VE BAYKAL YORUMU
23/2/2008 · Kategori: Haberler

HYP Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, başörtüsünün Türkiye'de yaklaşık 30 yıldır sıkıntı konusu olduğunu söyledi...
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, ''Başörtüsü için yapılan anayasa değişikliği, kaygı ortamı yarattı ve milleti tedirgin etti'' dedi.
Öztürk, Aydın'da düzenlediği basın toplantısında, başörtüsünün Türkiye'de yaklaşık 30 yıldır sıkıntı konusu olduğunu; bunun, Türkiye'yi taciz etmek için dışarıdan tezgahlandığını öne sürdü.
''Müslümanların 600 sayfalık din kaynakları olan Kur'an-ı Kerim'in türban dışında insanlara söyleyeceği hiçbir şey yok mudur?'' diyen Öztürk, şöyle devam etti:
''30 senedir, dinlerinin insanlara söylemek istediği onlarca reçete, onlarca değer ve onlarca teklif türbanla örtülmüştür. Burada müthiş bir haçlı oyunuyla karşı karşıya olduğumuz konusunda benim hiç bir tereddütüm yok. Bunun esas tezgahlanışı böyledir.''
Öztürk, başörtüsü için yapılan anayasa değişikliğinin, Cumhuriyet tarihinde eşine az rastlanan kaygı ortamı yarattığını ve milleti tedirgin ettiğini öne sürdü.
Yaşar Nuri Öztürk, ''Hepimiz bu sorunun çözülmesini istiyoruz ama bu sorun böyle çözülmez. Sayın Başbakan ya bilerek bunu çözülemez hale getirmiştir ya da farkında olmadan, siyasi yetersizliği nedeniyle böyle bir hata yapmıştır'' dedi.
Başörtüsü ile ilgili Anayasa değişikliğinde MHP'nin de AK Parti'ye destek verdiğini belirten Öztürk, şunları söyledi:
''İki parti Türkiye'yi kaosun kucağına itti. Zaten CHP'nin de bu konudaki tavrına ben başından beri katılmıyorum. Sayın Baykal, ipi kopmuş kayık gibi bir sağa bir sola kayıyor. Benim CHP'den ayrılış nedenim, Baykal ve yönetiminin, laikliği dine dayanarak açıklamamdan rahatsızlık duymalarıdır. Ama bakınız bugün sayın Baykal, kürsüde ayet ve hadis okur duruma geldi.''
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
PROVAKASYON HAZIRLIĞIMI ACABA???
16/2/2008 · Kategori: Haberler

Küpeli Erkekler Çarşaf, Sarık Soruyorlar
Ankara'daki Hacı Bayram Esnafı; "Görmediğimiz açık-saçık kadınlar, uzun saçlı ve kulağı küpeli gençler gelip, çarşaf, sarık ve cübbe almaya başladılar..''
Aslan Değirmenci - Taner Erdoğan'ın haberi...
Ankara'daki Hacı Bayram Esnafı; "Bugüne kadar görmediğimiz açık-saçık kadınlar, uzun saçlı ve kulağı küpeli gençler gelip, çarşaf, sarık ve cübbe almaya başladılar...
Biz bir provokasyon olmasından endişeliyiz... Emniyet yetkilileri ilgilenirse, kendilerine bilgi veririz" dediler. Başörtüsü serbestisinin Meclis gündemine geldiği günden itibaren çarşaf, sarma sarık ve cüppe satışlarının hiç olmadığı kadar arttığına dikkat çeken Hacı Bayram esnafı, provokasyon kaygısı taşıyor.
Kısmen de olsa üniversitelere özgürlük getiren Anayasa değişikliğini provoke etmek isteyen birtakım çevreler, düğmeye bastı. 28 Şubat öncesi sahnelenen tiyatro oyunlarına karşı hac, umre ve tesettür kıyafetleri satan Hacı Bayram esnafı uyardı. Son günlerde son derece açık-saçık kıyafetli kadınların ve uzun saçlı kulağı küpeli gençlerin çarşaf, sarma sarık ve cüppe almak için çarşıya akın ettiklerini vurgulayan esnaf, “Kaygılıyız... Hiç pazarlık yapmadan, beden belirtmeden, hatta almamaları için uçuk fiyatlar söylememize rağmen çarşımıza açık-saçık kadınlar ve satanist tipli gençler gelip çarşaf, sarma sarık ve cüppe alıyorlar. Bu insanların provokatif bir eylem hazırlığında olduklarından şüphemiz var. Güvenlik güçlerini dikkatli olmaya davet ediyoruz. Biz müşterimizin profilini iyi biliriz. Bunlar provokatif” diye uyarıda bulundular.
KARTELİN DÜZMECELERİ
Hacı Bayram esnafı, kartel medyasının “erkek muhabirlere” çarşaf giydirip kayak yaptırdığının ve “İran Usulü Kayak” başlıklı manşetler attığının da bilindiğini hatırlatarak, “Bu çevrelerden her şey beklenir. Endişemiz, özellikle üniversite kapılarında sergilenecek benzeri provokasyonlarla yasaklara zemin hazırlamak istenebileceğidir. Allahaşkına aldanmayalım, provokasyonlara gelmeyelim” dediler.
Yıllardır Hacı Bayram’da tesettür kıyafetleri satan Elif Ticaret’in sahibi Cemal Bilezikçi, müşteri profillerinin standart olduğunu, ancak son iki haftadır hizmet verdikleri tüketicilerin farklılıkları bulunduğunu kaydetti. Müşteriler ile aralarında ilginç diyalogların da yaşandığını ifade eden Bilezikçi şunları söyledi:
“Son günlerde çarşaf ile uzaktan yakından alâkası olmayan insanlar dükkânımıza gelir olurdu. Dükkânımıza gelenlerin ortak özellikleri ise, Müslüman kadının profilinden çok uzak oluşu... Bu kadınlar çarşafları ne modellerini ne de bedenlerini sormadan ve kontrol etmeden almak istiyorlar. Bırakın pazarlığı, almamaları için yüksek bedeller söylesek bile yangından mal kaçırırcasına alıp gidiyorlar.”
“NE PAZARLIK YAPTI NE DE BEDENİNE BAKTI, ALDI KAÇTI”
Bazı müşteriler ile aralarında yaşadıkları diyalogları da anlatan Bilezikçi, şunları söyledi: “Önceki gün üzerinde kot pantolon ve yüzünde çok fazla makyaj olan bir kadın geldi. Çarşaf istedi. Beden söylemek yok, kumaşa bakmak yok. Adetten olan pazarlık yapmak bile yok... Kendisine çarşafı neden almak istediğini sordum. Sinirlendi. ‘Kızıma alıyorum... Boğaziçi Üniversitesi’ne artık böyle girmeleri gerekiyormuş’ şeklinde alaylı bir cevap verdi. İlk çıkardığım çarşafı aldı arkasına bile bakmadan çekti gitti. Bir saat sonra ise 2 genç kız geldi. Son derece açık giyimlilerdi. Çok rahat tavır içindeydiler. Birbirleri ile dalga geçip duruyorlardı. Ürünlerimize bakıp gülüyorlardı. ‘Buyurun’ kızım dedim. ‘Çarşaf istiyoruz’ dediler. ‘Ne yapacaksınız çarşafı’ diye sordum. Güldüler, ‘Babaannemiz hac’dan geldi, ona alacağız’ cevabını verdiler. ‘Kızım babaanne olmadan nasıl çarşaf alacaksınız?’ dediğimde ise ‘Ya siz verin, biz uydururuz’ dediler. İyice şüphelenmiştim. Sormadan geçemedim. ‘Kızım siz provokatif olmayasınız?’ diye sordum. Kızlar, iyice gülmeye başladı. ‘Siz sormayın verin biz alıp gidelim’ diyerek, raftan indirdiğimiz ilk çarşafı kapıp gittiler.”
“SATANİST TİPLİLER SARIK ALIR OLDU”
Bunların yanı sıra satanist kıyafetli ve kulağında küpeli gençlerin de gelip özellikle sarma sarık ve cüppe aldıklarını vurgulayan Bilezikçi, “Daha önce böyle olaylar ile karşılaşmazdık. Ciddi kaygılarımız var. Hükümet başörtüsü konusunda adım attıktan hemen sonra bu tipler çarşımıza akın ettiler. İnanın kafamız karışık. Güvenlik güçlerini dikkatli olmaya çağırıyoruz” dedi.
“YEŞİL SARMA SARIK SORUYORLAR”
Temizkök Ticaret’in sahibi Halit Temizkök ise, özellikle sarma yeşil sarık satışında bir kıpırdanma olduğuna dikkat çekerek, “Çok ilginç... Genç çocuklar geliyor. Düşünün top sakallı ve kılık kıyafeti son derece entel... Ama cüppe ve sarma sarık istiyor. Beyaz sarma sarık verdiğimizde ise ‘yeşili yok mu?’ diye soruyorlar. Bu insanların bir planı olduğu kesin. Güvenlik güçlerimiz çok dikkatli olmalı. Bizler merak içersindeyiz. Herkes uyanık olmak zorunda...” diye uyardı.
Kayanak: Vakit
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
MUSTAFA İSLAMOĞLUNDAN HZ. EBU BEKİR HZ. ÖMER VE HZ. ABDULLAH B.
6/12/2007 · Kategori: Haberler
MUSTAFA İSLAMOĞLUNDAN HZ. EBU BEKİR HZ. ÖMER VE HZ. ABDULLAH B. MESUD (R.A.) HZ.LERİNE İFTİRALAR
Cennet ve Cehennemin Ebediyeti
Selamun aleykum değerli hocam ALLAH’IN selamı sizin ve bu hayatı pratikleşen örnekleşen yaşayan geçmişse ve bugüne kadar bize yüce Mevla’ya bir vesile için çalışan tüm Resuller ve Nebiler çağımızın alimler , selam olsun bir kere değil bin kere bize modern çağın bir Müslüman nasıl yaşayacağı bir ışık olan değerli hocam M. İSLAMOĞLUNA sonsuz teşekkür ediyorum.
Değerli hocam size sormak istediğim bir suali sormak istiyorum sorma amacım size karşı olan sevgim bir meseleden bakış açınızla burukluk yaşadım doğrusu size karşı bu meselede yaklaşık olarak dört sene oldu ancak dayanamadım internet yoluyla sorma ihtiyacım oldu.
Hocam bir gün tefsir dersinde şöyle bir açıklamada bulundunuz:
DEDİNİZ CENNET SONRADAN YARATILMIŞDIR SONRADAN YARADILANI YOK OLMAYA MAHKUMDUR, BAKİ OLAN ALLAHDIR CENNETTE YOK OLACAKTIR bunu söylerken tefsir müdavimleri kıpırdamalar oldu siz dediniz o zamana kadar kalın yeterdir.Anlıyorum size böyle bir açıklamada bulundunuz
Sevgili hocam inanın bunu söylerken benim kafamda bir ton kaynar su gibi dökmüş oldum.
Tefsir bittikten sonra acaba ben mi yanlış anladım inşallah öyledir ama sordum müdavimlere yok bizde aynı anladı.
Sonra ben araştırdım tefsir kitapları bir çok kişide tanıştım ve meğer toplumda M. İSLAMOĞLU cennetin geçici olduğunu hatta bir gün müşterime giderken konu İslam’dan açılırken dedi ki müşterim bana kime takılıyorsun dedim Mustafa İslamoğlu git işine o cennetin geçici olduğunu söylüyor bunu bana söyleyince ikinci şok oldum.
İslam tarihiyle araştırdım sadece bir tane çıktı bunu söyleyen kişi İslam uleması hiç itibar edilmedi. İsmini biliyordum şimdi unuttum. Sevgili hocam bu bakış kişisel bir bakışın mıdır kişisel bir bakışın ise dayanağın nedir. Kur'an da ebedi geçen ayetlere ne demeli. Geçici olan bir cennet ise geçici bir âhiret demek geçici bir âhiret demek geçici bir cehennem demektir. O zaman reenkarnasyona inananları burada hakkı çıkarmak lazım. Kur'an da geçen ebeden ebedi kavramı mecaz mıdır kinayeli midir? Elbette her şey yok olmaya mahkûmdur ama Allah bir şeye ol dediği zaman da oluverir ebedi kal dediğinde ebedi kalacaktır. Buna itiraz eden mi var?
Cevap verirseniz memnun olurum
20/11/2007
Aziz Talib,
Aleyküm selam
1 "Cennet cehennem yok olacaktır" görüşü benim görüşüm değildir. Bir Kur'an talebesi olarak Kur'an’daki "huld" ves "ebed" kelimelerini tahlil ettim. Cennet ve Cehennemin ebediliğinin nasıl anlaşıldığını sahabenin olayı nasıl yorumladığını söyledim. Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in, Hz. Abdullah b. Mes'ud başta olmak üzere birçok güzide sahabinin bu konudaki günümüz yaygın kanaatinin aksine olan görüşlerini serdettim. Cehennemin sonsuz olmadığını söylediklerini naklettim. Buna da İbn kayyım el-Cevziyyenin yazdığı Hadi'l-Ervah İla Biladi'l-Efrah adlı eserini kaynak gösterdim. Bu eser arapça olarak piyasada var. Her yerde satılıyor. Bakmak isteyen açıp bakar. İbn Kayyım'ın ilmi yetkinliğinin derecesini siz bilmezseniz bilen birine sorabilirsiniz.
Siz yanlış adrese kızıyorsunuz. Hz. Ebubekir'e, Hz. Ömer'e, Hz. Abdullah b. Mes'ud'a kızmanız, onlara hesap sormanız lazım. Onlara hesap sormanız gerekirken bana hesap sormanız adil değildir. Hak değildir. Zulümdür. Allah razı olmaz.
2. Bakara suresinde Cennet ve nar’ın ilk geçtiği yerde bu konudaki farklı görüşleri bir müfessirin ilim namusu gereği zikrettim. Bir önceki kasette/CD'de başkalarının görüşünü naklettim. Bir sonraki derste kendi görüşümü naklettim. O da şuydu: CENNET VE CEHENNEMİN ZAMANI GAYBİ BİR KONUDUR. BU KONUDA KONUŞMAK ĞAYBI TAŞLAMAKTIR. BUNU ALLAH BİLİR. BİZE DÜŞEN CEHENNEMDEN SAKINMAK CENNETİ HAK ETMEKTİR.
Bu orada şahidim olarak öylece durduğu halde, başkalarının görüşlerini bana yazmamanız ve öyle takdim etmeniz
A. SÖZ EMANETİNE SADAKAT DEĞİLDİR.
B. KUL HAKKIDIR.
C. İFTİRADIR.
3. "Git işine o cehennemin geçici olduğunu söylüyor" diyen esnaf arkadaşınızın bu sözüne "ikinci defa şok oldum". Sizi ömrünü ilme vakfetmiş biri olarak ben şok edemedim. Sahabeden naklettiklerim şok edememiş. Benim bu hizmeti vermem şok edememiş de, arkadaşınızın eminim ki hiç tanımadığı, eserlerini okumadığı bir Kur'an talebesi hakkında söylediği bir cümle mi şok eti? Vah vaaaah. Vah ki vaaah. Benim emeklerime vah. Eğer hayatımı vakfettiğim bu hizmette insanları ölçü alsaydım, şu tavırlarıyla "Bunlara değmez ey Allah’ın Mustafa kulu" deyip susardım. Hele ki Allah'ın ellerine bakıyorum. Hele ki O'ndan bekliyorum karşılığını.
A. CAHİLİN ALİM HAKKINDAKİ ŞEHADETİ KABUL OLUNMAZ der ibn abidin. Doğru söyler.
B. PİYASADA ALEYHİMDE KAPSAMLI, PLANLI VE SİSTEMATİK BİR KAMPANYA OLDUĞUNU BİLİYORUM. Bu işin sünnetinin böyle olduğunu biliyorum.
C. BU KAMPANYAYI YAPANLARIN DA DİN KARDEŞLERİM OLDUĞUNU BİLİYORUM VE DİYORUM Kİ: HASETÇİNİN HASEDİNDEN ALLAH'A SIĞINIRIM.
4. Araştırdım, bir kişiden başka bunu söyleyen bulamadım diyorsunuz. Kendinizi tanıtmadığınız için alim olup olmadığınızı bilmiyorum. Eğer Kur'an'a, sünnete, sahabe kavillerine, islam'ın ana kaynaklarını kendi dilinden okuyup yorumlayacak ve karşılaştıracak bir bilgiye sahip alimseniz, yapacağınız tek şey vardır: GÖSTERDİĞİM KAYNAĞI AÇIP ORADAN NAKLETTİĞİM BİLGİLERİN DOĞRU NAKLEDİLİP ETMEDİĞİNİ KONTROL ETMEK. İşte bunu yapsaydınız ve benim oradan yanlış, yalan, ekik ve çarpık naklettiğimi tesbit etseydiniz;
Ben
A. SİZi TEBRİK EDER, SUZE DUA EDER, SİZİN ELİNİZİ ÖPERDİM BANA BİR YANLIŞIMI GÖSTERDİĞİNİZ İÇİN.
B. BAŞTA KENDİLERİNDEN NAKİLDE BULUNDUĞUM SAHABİLER OLMAK ÜZERE HERKESTEN HELALLİK ALLAH'TAN DA AF DİLERDİM.
C. YANLIŞIMI DÜZELTTİĞİMİ İLAN ETMEKTEN ZERRECE YÜKSÜNMEZ, BUNU BİR ŞEREF BORCU BİLİRDİM.
Eğer bunu yapacak bir ilim, birikim ve yetkinlikten yoksanız
Şu yukarıdakilerden hangisini yapmayı göze aldığınızı merak ediyorum. Eğer bunu yapamadınızsa, nereden araştıracaksınız, kimden soracaksınız ki, araştırdım gibi büyük bir söz ediyorsunuz.
Alim olmamanız durumunda siz şu halinizle ARAŞTIRDIM DA ŞU SONUCA ULAŞTIM" DEME HAKKINI KENDİNİZDE BULACAKSINIZ DA, HAYATINI İLİM YOLUNDA HARCAMIŞ OLAN ALLAH'IN MUSTAFA KULU ARAŞTIRMADAN, SORUŞTURMADAN, BİLMEDEN, İŞKEMBE-İ KÜBRADAN KONUŞMUŞ OLACAK. öyle mi?
Cahilin araştırması araştırma, alimin araştırması "git işine" olacak öyle mi?
Alimlerimizin bin bir emek zahmetle çıkardığı bilgileri onlara kara çalmak için hazır kıta bekleyenlerin ellerinde çamura dönüştürecek ve onları bildiklerini milletle paylaştıkları için analarından emdiğini burnundan getireceğiz, onların yerine cahillerimizin kendinin bile amel edemeyeceği önyargılarını, mahalle dedikodularını, takvim yaprağı bilgilerini esas alacağız öyle mi?
SON SÖZ:
AYIP
YAZIK
GÜNAH.
emeğe saygı Allah'a saygıdır. Allah bile Allah iken emeğe saygı gösterir. Ya şu insanoğlunun emeğe saygısızlığını ne demeli?
Ben size hakkımı helal ediyorum. Fakat bundan böyle ilme ve emeğe saygı göstermenizi, cahilin alim hakkındaki şehadetinin geçersiz olduğunu kabul edeceksiniz. Ve en önemlisi, zaten az olan alimlerinizin arkasından konuşurken yüz kez düşünüp öyle konuşacaksınız.
Hasbünallahu ve ni'me'l-vekil.
BU YAZI KENDİ SİTESİNDEN ALINMIŞTIR...
Kalıcı Bağlantı Yorum (16) Yorum yaz!
MEŞHUR AMERİKAN ASKERİ KAFAYI YEDİ
22/11/2007 · Kategori: Haberler

ABD'nin Irak İşgalinde Simge Asker Olmuştu.
Ama Mazlumların Ahı Öyle Çıkmaya Başladıki Hayatı Zindan Oldu.
Onbaşı James Blake Miller’n Amerikalı gazeteci Luis Sinco tarafından çekilen bu fotoğrafı, “Marlboro Man” başlığıyla 150 gazetenin birinci sayfasını süsledi.
23 yaşındaki Miller, savaşın simgesi ilan edildi.
Bağlı olduğu birliğin generali bile kendisini ziyaret edip,
“İstersen yarın seni eve gönderebilirim” dedi.
Ama o reddetti.
Ardından Miller’a karton karton sigara gönderilmeye başlandı.
Hatta ABD Başkanı Bush bile “cesur” askeri bir kutu puroyla ödüllendirdi.
İşte bu yaşananlardan 3 yıl sonra, Miller fotoğrafını çeken gazeteciye fotoğraf sonrası çöküşünü anlattı:
Felluce hayatımı değiştirdi...
Arkadaşlarım öldü.
Bir gün ben de tüfeğimi ağzıma dayayıp tetiği çekmek üzereyken vazgeçtim.
Psikolojik sorunlarım nedeniyle ordudan uzaklaştırıldım.
Eve döndüğümde her gün Felluce ile ilgili kabus görüyordum.
Pencerenin ardından gölgeler fark ediyordum.
Böyle durumlarda hemen silahıma sarılıyordum.
Bir gün kendimden geçtim, yeni evlendiğim karımın çığlığıyla kendime geldim.
Silahımı onun suratının ortasına doğrulttuğumu gördüm.
Rita kasırgası sırasında yardım görevlisi oldum.
Yanımdaki bir başka görevli ıslık çalıyordu.
Islığı füze sesine benzetip onu dövdüm.
Şimdi 2 bin 500 dolar gazi maaşıyla geçiniyorum.
Karımla boşanmak üzereyiz.
Ayda bir görüşüyoruz.
Bu süreçte bir kez daha intihara kalkıştıktan sonra dine yöneldim.
Kabuslar ve panik ataklar hayatımın bir parçası oldu.
%30
Irak savaşından dönen askerlerin %30’u travma sonrası strese yakalanıyor.
Kaynak : TevhidHaber
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ABD'Lİ ÜNLÜ SPİKERDEN İSLAM'A İĞRENÇ SALDIRI
5/11/2007 · Kategori: Haberler

ABD'li ünlü spikerden İslam'a iğrenç saldırı
Milyonlarca kişi tarafından dinlenen ünlü Amerikalı spiker, son programında İslam'a çok iğrenç kelimelerle saldırdı.
Haftalık programı 350 radyo tarafından yayınlanan ve milyonlarca kişi tarafından dinlenen Amerikalı spiker, son programında İslam'a ve Müslümanlara iğrenç kelimelerle saldırdı.
"Bu nasıl bir din? Siz hangi dünyada yaşıyorsunuz? Onların buraya ellerindeki farklı kitaplarıyla (Kur'an-ı Kerim ile) girmelerine izin veriyorsunuz? O şiddet ve nefrete çağıran bir kitap. Benim yeniden eğitim almam gerektiğini söylemeyin. Onların kovulması gerekir. Benim yeniden okumaya ihtiyacım yok. Onların kovulmaya ihtiyaçları var."
Müslümanlardan kınama
Amerikalı spikerin İslam'a ve Müslümanlara saldırısı üzerine açıklama yapan Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAİR) basın sözcüsü, Michale Savage'ın sözlerini kınayarak bu sözlerin Müslüman Amerikalılara karşı şiddeti körükleyeceğini belirtti.
Kaynak: Dünya Bülteni
******>
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
Son Yazılarım
- Mustafa islamoğlu Ye-cüc ve Me-cücü de İnkar Ediyor!
- Mustafa İSLÂMOĞLU'nun Gerekçeli Meal-Tefsir Kitabında Bir Ây
- FİLİSTİNE YARDIM ZAMANI!
- İSLÂMIN BEŞ TEMEL ESASINDAN BİRİSİ
- NİKE Yİ BOYKOTA DAVET EDİYORUZ
- BELLİKİ YAKINIMIZ YOK ALLAH TAN GAYRI
- TERAVİH NAMAZI VE ÖNEMİ
- HOŞ GELDİN EYY RAMAZAN
- BERAT GECESİ DUASI!
- BERAT GECESİ SORU CEVAP!
- BİR DUA
- İBRET VESİKASI
- MİRAÇ GECESİ VE NAMAZI
- MODERN TESETTÜR REZİLLİĞİ!!!
- REGAİP GECESİ
- COCA COLANIN SON OYUNU
- ÇOK YALNIZIM
- ÖLÜLERİN TASARRUFU DİRİLERİNKİNDEN DAHA GÜÇLÜDÜR!
- MEVLİD KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN...
- ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ANISINA
- ÖLÜ YADA DİRİ RABBİM DİLERSE ARASINDA BİR FARK YOKTUR!
- CEP TELEFONU
- BAKKAL AMCA BİR DİN VER BANA!
- HOCALI KATLİAMI (UNUTMAYALIM UNUTTURMAYALIM!)
- BALE SERBEST KURAN YASAK!
Kategorilerim
Arkadaşlarım
- aylin2
- 1984nilufer
- asfur
- abdulbaki
- afranur
- zahara
- ezelinur
- birlahza
- zerirem
- benmihrace
- dilderen
- dilefkar
- affeyleallahim
- ahirem
- fatimaa
- ahuzeren
- bilgimolsun
- mnelam
- cennetkokusu
- behluldana
- islamimedya
- allame
- allahbirdir
- azadgulu
- kitabooku
- beyzanur57
- mevlana1
- adriaticdinibilgiler
- nurbozkurt
- bennur76
- ahsenyar
- rukiyece
- asligibi
